Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdullah İnam
Abdullah İnam

On Bir Ayın Sultanı: Ramazan

“On bir ayın sultanı” diye karşılarız Ramazan’ı… Çünkü o, yalnızca takvimde bir ay değil; rahmetin, huzurun ve arınmanın adıdır. Manevi iklimiyle kalplerimizi kuşatan bu mübarek ay, aslında bizlere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bir hadisiyle en güzel şekilde anlatılmıştır:

“Bu ayda tutulan orucun sevabını, oruçluya bir hurma, bir yudum su veya bir yudum süt ile iftar ettiren kimse de alır. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluştur.”

Ramazan’ı Ramazan yapan işte bu derin anlamdır. Bu ay, paylaşmanın, sabrın ve nefsi terbiye etmenin ayıdır. İçinde bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir Gecesi’ni barındırması ise İslam âlemi için ayrı bir önem taşır. Böylesine kıymetli bir zaman dilimi, insanı hem Rabbiyle hem de vicdanıyla baş başa bırakır.

Ne var ki günümüz Ramazanlarına baktığımızda, bu manevi derinliğin yer yer gölgede kaldığını üzülerek görüyoruz. Işıl ışıl süslemeler, gösterişli sofralar, lüks davetler… Ramazan ayı, kimi zaman bir ibadet ve arınma mevsiminden çok, adeta bir tüketim ve kazanç kapısı gibi algılanır oldu. Lokantalardaki pahalı menüler, küresel dünyanın bu mübarek ayı bile ticari bir fırsata dönüştürme çabası, kapitalizmin hayatın her alanına nasıl nüfuz ettiğini gösteriyor.

Oysa bir zamanlar Ramazan daha sadeydi ama daha samimiydi. Evlerde mütevazı sofralar kurulur, aynı tastan yemek yenir, bereket paylaşılırdı. Teravih namazlarında omuz omuza saf tutulur, ibadetin huzuru ruhlara işlerdi. Ramazan, insanın gerçekten haz aldığı bir kulluk mevsimiydi.

Çocuklar için ise Ramazan başlı başına bir heyecandı. Halk arasında “tekne orucu” denilen, öğlene kadar tutulan oruçlarla küçük yürekler ibadete alıştırılırdı. İftar öncesi sokaklarda oynanan oyunlar, mahalle arkadaşlıkları ve bayram harçlığı heyecanı bu ayı unutulmaz kılardı.

Peygamber Efendimizin bir başka hadisi ise Ramazan’ın özünü özetler: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Bu söz, yalnızca bir öğüt değil, evrensel bir insanlık ilkesidir. Aç ile tok arasındaki mesafeyi kapatmayı, paylaşmayı ve empatiyi emreder. Ne yazık ki bu veciz sözleri unuttukça, aramızdaki mesafeler daha da görünmez ama daha da derin hâle geliyor.

Elbette kimsenin ibadeti bir başkası üzerinde baskı aracı olmamalıdır; olmamalıydı da. Ancak karşılıklı saygının da toplum hayatının vazgeçilmez bir unsuru olduğu unutulmamalıdır. Ramazan ayında, oruç tutanlara karşı hassasiyet göstermek; en az ibadet kadar insani bir sorumluluktur. Aksi görüntüler, bizi özümüzden uzaklaştıran bir tablo ortaya koyuyor.

Yine de bütün bu eksiklere rağmen Ramazan, umudun adıdır. Her şeye rağmen kalpleri yumuşatan, sofraları bereketlendiren ve sonunda bizleri Ramazan Bayramı’yla müjdeleyen bir rahmet mevsimidir.

Temennim odur ki bu mübarek ay, bizlere yeniden paylaşmayı, saygıyı ve kardeşliği hatırlatsın. Yüce Allah’tan, bizleri sağlık ve huzur içinde bayrama kavuşturmasını diliyorum.

Hayırlı Ramazanlar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + four =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER