Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mustafa Tekin
Mustafa Tekin

Kelam-ı Kibar (İnsan olmak 4)

Öncelikle Allaha Hamd ve Rasulu Hz.Muhammed Mustafa S.A.V e Salatu selam ederek sözlerime başlamak istiyorum.

İNSAN OLMAK        (  4  ) 

İnsan konulu ne kadar yazı yazarsak yazalım insanlık tarihi ve yaratılış gayesi ile ilişkilendirmeden sağlıklı bir sonuca ulaşamayız…

Bu Dünyanın ve hatta kainatın yani tüm varlık aleminin yaratılmasının amacının insan öznesi olduğunu bilmek o öznenin vazifesinin bozgunculuk yapmak değil,ALLAHIN rızasını kazanmak olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamamız gerekir.Yoksa, gayesini unutan insanların dünyamızı ne kadar yaşanmaz bir hale getirdiklerini ve bunuda sözde iyilik olsun diye yaptıklarını gözümüzün içine baka baka söylerler…

 

BAKARA SURESİ﴾11,12,13﴿

*Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayın” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler.

*Biline ki, gerçekten bozanlar onların ta kendileridir, ama farkında olmuyorlar.

*Onlara “Diğer insanlar gibi siz de iman edin” denildiğinde, “Akılsızların inandıkları gibi biz de inanalım mı?” derler. Biline ki, asıl akılsızlar onlardır, fakat bilmezler.

Her insan kendi aklını beğenir ve tuttuğu yolun doğru olduğunu iddia eder. Sıra iddianın deliline gelince müminle kâfirin farkı ortaya çıkar. Müminin delili, aklının yanında, hatta önünde bulunan ve doğru bilginin kaynağı olan vahiydir, Kur’an-ı Kerîm ve hadislerde yer alan bilgiler ve açıklamalardır. Hz. Peygamber’e inanmayanlar ise yalnızca beşerî bilgi kaynaklarıyla yetinmek durumundadırlar. Beşerî bilgi kaynakları birçok konuda, tek başına doğruyu bulmaya, bilmeye yeterli olmadığından bununla yetinenler hataya düşerler, yanlış yollara saparlar; ancak gerçeği bilmedikleri için kendi bildikleri ve yaptıklarının doğru olduğunu savunmakta ısrar ederler. Hak dine inanmayanlar, akıl üstü konularda yanıldıklarını ancak çıkmaza saplandıkları, sistemleri tıkandığı, bunalımlar baş gösterdiği zaman kısmen anlarlar, çoğu defa yine anlamaz, yanlış yorumlara girişirler, gerçeğin bilgisi âhirete kalır ki bunun da artık dünyada onlara faydası olmaz.

İman ve inkâr yalnızca akıl ve bilgi işi olsaydı bütün akıl ve bilgi sahipleri inanır veya inanmazlardı. Halbuki tarih boyunca ileri düzeyde akıl ve ilim sahibi kişiler arasında hem iman edenler hem de inkâr edenler bulunmuştur. Bu sebeple iman edenler akıllarıyla övünmezler; hidayeti, imana kavuşmayı, kendi irade ve tercihleri yanında Allah’ın hidayet ve yardımına da bağlarlar, O’na şükrederler. İnkârcılar ise yalnız akıllarına güvenir, akıl üstü varlıklara inanmaktan kurtulduklarını düşünür, iman ehlini akılsızlıkla, saflıkla, ekonomik ve kültürel yönlerden geri kalmışlıkla vasıflandırırlar, imanı bu etkenlere bağlarlar. 13. ve yukarısındaki âyetler işte bu tavır ve psikolojiyi açığa çıkarmakta; asıl akılsızların, aklını doğru kullanmayanlar, tercihlerini iman ve İslâm yönünde yapmayanlar olduklarını ilân etmektedir.

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 80-81

Zâriyât Suresi – 56-58 . Ayetler

﴾56﴿ Ben cinleri ve insanları, başkasına değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.

﴾57﴿ Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istiyor değilim.

﴾58﴿ Şüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah’tır.

Öyle anlaşılıyor ki 56. âyette sözü edilen öğüdün özü, insanların ve cinlerin yaratılış amacını hatırlatmaktır. 56. âyette açıkça ifade edildiği üzere bu yaratılış amacı, onların sadece Allah’a kulluk etmeleridir. Fakat burada fert fert her bir insan ve cinin zorunlu olarak Allah’a kulluk etmeleri değil, bu iki türden isteyenlerin kendi seçimleriyle bunu yapmaları kastedilmektedir (Zemahşerî, IV, 32). Nitekim başka birçok âyetten de bu mâna anlaşılmaktadır. Meselâ Mülk sûresinin 2. âyetine göre hayat ve ölüm insanların sınanması amacıyla var edilmiştir. 56. âyetin “sırf bana kulluk etsinler” şeklinde tercüme edilen kısmı “sırf beni tanısınlar” şeklinde de anlaşılmıştır (Şevkânî, V, 106); fakat son tahlilde Allah’ı tanımanın anlamı O’na gerektiği şekilde kulluk etmektir. Burada “kulluk” ile Allah Teâlâ’nın buyruk ve yasaklarına uymanın değil, mümin olsun inkârcı olsun bütün cinlerin ve insanların Allah’ın kudreti ve koyduğu ilâhî-tabii yasalar önünde zorunlu olarak boyun eğmelerinin kastedildiği yorumu da yapılmıştır; Taberî’nin tercih ettiği yorum budur (XXVII, 11-12). İbn Atıyye’ye göre bu ifadeyle, anılan varlıkların Allah’a kulluk etmeye yatkın bir yapıda yaratıldıkları ve onları buna yöneltecek yeteneklerle donatıldıkları da kastedilmiş olabilir (V, 183; İbn Atıyye’nin burada kullandığı deliller ve izahı için bk. Rûm 30/30). 57 ve 58. âyetlerde bu kulluğun –hâşâ– Allah’ın yararınaymış gibi algılanmaması için çok açık ifadelerle O’nun buna muhtaç olmadığı, asıl şuurlu varlıkların O’na kulluk etme ihtiyacı içinde oldukları belirtilmiştir.

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 137

 Yukarıdaki ayetler  akleden,düşünen,sorgulayan,imanının gereği yaşamak isteyen insanlar için bir uyarı hatırlatma,yol göstericidirler.

ALLAH C.C bu engin hazinelerinin içinde biz insan öznesine neden bu kadar değer vermiş,önem atfetmiş, hatta içimizden haberciler (Peygamberler) seçmiş ve onlarla insan ırkını salt akıl çizgisinden alarak ,idrak,şuur, feraset gibi hasletlerle donatarak yarattıkları içinde müstesna bir yere koymuştur.İşte sıkıntı tam bu noktada zuhur etmiş  insanoğlu Rabbinin kendisine iki dünya saadeti için koyduğu ölçüleri çeşitli dünyalık sebeplerle  uygulamayıp hem bu dünyada hemde ebedi alemde helakına sebep  olacak davranışlar içine girmiştir.Ve maalesef bunu yaparken de en büyük yanılgımız olan AKIL terazisine çok güvenmemiz nedeniyle çok yanılmamıza sebebiyet vermiştir. Evet akıl ama nasıl bir akıl, çizgisi ALLAH C.C emirleri üzere bir hayat yaşamak olan akıl ancak insanı huzura mutluluğa götürür.

Şöyle ki,Aklı kullanarak bir icat geliştiren kişi o icadın ne yapacağını ve ne yapmayacağını ,kaabiliyetini,istidadını dolayısı ile fayda ve zararlarını kendisinin belirlediğini ve patentinin kendisinde olduğunu resmi kurumlar aracılığı ile belirtir.Aksi durumlarda ise neler yapılacağını belirtir.Bir kullanım metodu ve seçenekleri yayınlar ve onunla tüm kullanıcılara hitap ederek belirtir.

Bizi yoktan var eden.varlığından haberdar eden ALLAH C.C ise bu yaratılmışlıkların içerisinde biz insanoğluna iki cihan saadetinin ölçüsünü Gönderdiği Kitaplarda ve Peygamberlerde uzun uzadıya anlatmış ve isteğinin onun koyduğu kurallar dairesi içinde güzel bir hayat sürmemiz olmuştur.

Şimdi burada şu an dünya üzerinde yaşanan ve daha öncede yaşanmış insanlık dışı hadiselerin sebebi yani insana yakışmayan vahşet ikliminin yeğane sorumlusu insanların,onlara insan demekte zorlanıyorum.Akıllarını doğru kullanmayıp,tercihlerini imanları doğrultusunda yapmayan insanlar olduğunu ne güzel belirtiyor RABBİMİZ KURAN- I KERİM  de.

Evet biz İmanlı aklımızın sesine uyup,şehvetli aklın! Peşinden gitmeyelim.Neden mi çünkü biri saadet kaynağı diğeri ise bedbahtlık kaynağı. Allah yolundan yürümeyi onun boyası ile boyanmayı bizlere nasib etsin inşallah.

KAFİRLER DİLEMESEDE ZAFER İMANIN-İSLAMIN OLACAKTIR.  İNŞAALLAH…

 

Tüm okuyucularıma selam eder,Dünya denen bu zindanında imanımızın gereği yaşayıp ,bize emredilen üzere bir hayat sürüp ,dünyayı zalimlerin taassubu altından kurtarmanın gayreti içinde olanlardan olabilmek dileğiyle .Allaha emanet olunuz…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + sixteen =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER