Dernekler, iki toplumu bir araya getiren en önemli sosyal yapı taşlarından biridir. Özellikle gurbette yaşayan insanlar için dernekler; hemşehrilerle kaynaşmayı sağlayan, kültürel faaliyetler aracılığıyla geldiğimiz toprakları bizlere yeniden yaşatan kurumlardır.
İlk neslin gurbete geliş sebepleri genellikle Batı Karadeniz yöresindeki maden bölgelerine dayanıyordu. Amaçları; madenlerde çalışıp biraz para biriktirmek, bir traktör, bir ev ve bir düğün parası kazanarak memlekete geri dönmekti. Ne yazık ki planlar çoğu zaman arzu edildiği gibi gerçekleşmedi.
Aile birleşimleriyle birlikte gurbete yerleşen ilk nesil, burada çocuklar ve torunlar sahibi oldu. Bugün ise artık kocaman ailelerden söz ediyoruz. Birinci nesilden beşinci nesle uzanan, “Avrupalı Türkler” olarak adlandırabileceğimiz; işçiden işverene, emekçiden girişimciye uzanan uzun bir hikâye bu. Doktorundan avukatına, polisinden mühendisine, fabrikatöründen iş insanına kadar göğsümüzü kabartan büyük bir topluma dönüştük.
Ancak bu süreçte, ilk nesilden geriye çok az değerli büyüğümüz kaldı. Zor şartlarda madenlerde çalışmış, emekli olmuş ya da sosyal haklarıyla yaşamını sürdüren; hastane köşelerinde günlerini geçiren yaşlı amcalarımız… Bir ağacın dalları gibi her geçen gün büyüyen yeni nesil ise artık eskisi kadar yöre derneklerinde aktif değil.
Bunun elbette pek çok sebebi var. Gençliğin ilgi alanlarının değişmesi bunlardan sadece biri. Asıl üzücü olan ise gün geçtikçe azalan yöre derneklerine, üyelik anlamında ya da dernekleri yaşatma konusunda bir isteğin kalmaması.
Bu durumun temel nedenlerinden biri de dernek yapılarının gençlere hitap edememesi, gençlere yönelik projelerin ve çalışmaların yetersiz olmasıdır. Bu eksiklik, derneklere olan ilgiyi her geçen gün daha da azaltmaktadır.
Son dönemde bunu fark eden bazı dernek yöneticileri, konser ve benzeri programlarla dernekleri ayakta tutmaya çalışıyor. Birlik ve beraberlik adına, değerli iş insanlarının maddi ve manevi katkılarıyla yapılan bu çalışmalar elbette kıymetlidir. Ancak bu tür etkinlikler, dernekleri yaşatmak için ne kadar yeterlidir? Bir yere kadar…
Dernek yapılarının daha şeffaf, daha kapsayıcı ve yeni projelerle genç nesli içine alan bir anlayışla hareket etmesi gerekiyor. Kaybolmaya yüz tutan kültürümüzü yaşatmak için farklı ve sürdürülebilir çalışmalar yapılmalı. Konser tarzı organizasyonlar profesyonellere bırakılmalı; iş insanlarının verdiği maddi ve manevi destekler boşa harcanmamalıdır.
Aksi hâlde, geçmişle gelecek arasında köprü olan bu önemli yapıları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.







YORUMLAR