Eski Savunma Bakanı Jan Nygren, Aftınbladet gazetesinde yayımladığı analizinde, “İsveç, Türkiye’nin önünde kurbanlık koyun gibi yatıyor.” ifadelerini kullandı. Nygren yazısında, medyadaki pek çok önde gelen başyazıdaki “teslim olma eylemi” algısına yönelik güçlü eleştirilere rağmen, İsveç siyasi sisteminin garip bir şekilde sessiz olduğunu belirtti.
İsveç’in NATO Başmüzakerecisi Oscar Stenström’ün yazdığı bir belge oldukça sıra dışı olsa da siyasilerden yine tepki olmadığını ifade eden Nygren, “Belgeden: ‘İsveç makamları, oturma veya çalışma izni arayan kişilerle ilgili olarak PKK bağlantılı güvenlik konularına artık daha fazla dikkat ediyor.’ Stenström’ün belgesinden: ‘Şimdiye kadar PKK ile bağlantılı olduğu tespit edilen onlarca kişinin İsveç’e girişi bu nedenle engellenerek sınır dışı edildi ve birçok kişi de Türkiye’ye dönmesi için zorlandı.’ En azından bir sosyal demokrat ‘buna itiraz eder’ dedim. Yine ses yok.
Neler oluyor? Kimler reddedildi? Kimlerin İsveç’e girmesine izin verilmedi? Elbette, bu tür konularda gizlilik olması doğaldır, ancak bunları kim denetliyor? Tuhaflıklar dizisinin sonuncusu, Türkiye’de PKK’lı olmaktan hüküm giymiş olan Mahmut Tat’ın sınır dışı edilmesidir. İsveçli bir uluslararası hukukçu bunun çok çirkin ve kabul edilemez olduğunu söylüyor ve devam ediyor: ‘Suçları işleyip işlemediğine bakılmaksızın, suçlanma riskinin olduğunu biliyoruz. Ek olarak cezaevlerinde işkence çekme oranı yüksektir.’ Birçok Avrupa ülkesinde, işte bu nedenle sınır dışı yapılmaz. Şu anda İsveç’te olanlar benzersiz ve felaket olarak değerlendiriliyor. Sadece birkaç yıl önce benzer bir rapor, birçok siyasi temsilcide öfke/tepki uyandırırdı. Şimdi alışılmadık ve rahatsız edici derecede sessiz.” ifadelerine yer verdi.
“Şimdi yasanın asıl amacı Erdoğan’ı yatıştırmak oldu”
Yazısında, “Ardından yeni terörle mücadele yasasını da bunların üzerine ekleyin.” diyen Nygren, şunları kaydetti:
“Yasaya ihtiyaç var ama Yasama Meclisi’nin görüşleri nedeniyle yeni bir tartışma yapılması uygun olurdu. Şimdi yasanın asıl amacı Erdoğan’ı yatıştırmak oldu ve sonra düşünmeye zaman bırakılmadı. Kararların, Temmuz’daki NATO zirvesinden önce ne pahasına olursa olsun meclis tarafından alınması gerekiyor. Tabii ki, olabildiğince çabuk üye olursak iyi olur. Ama stres yapmamalıyız. Aciliyet derecesi ne kadar yüksekse, Erdoğan için müzakere pozisyonu o kadar iyi oluyor. NATO’daki Finlandiya ve İsveç’in sahip olduğu güvenlik garantileri ile NATO başvurusundan önce olduğumuzdan çok daha güvendeyiz. İsveç er ya da geç katılacak. Ancak şimdiye kadar gerçekleşen garip müzakere faaliyetine gerek olmamalı. Pastanın üzerindeki krema olarak, Macaristan Başbakanı Orban da Erdoğan’ın müzakere taktiklerini inceledi ve başarılı olduklarını gördü. Yani İsveç, Macaristan parlamentosunun İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması karşılığında Macaristan’ı eleştirmeme talepleriyle karşılaşıyor. Şimdiye kadar Türkiye’ye yönelik müzakere taktiklerinin özellikle başarılı olduğunu gösteren hiçbir şey yok. Aksine, pek çok şey, daha oturaklı ve daha çok hayranlık uyandıran İsveç’e has bir performansın daha başarılı olacağını gösteriyor.”



