GKRY’de yayın yapan KıbrısMail gazetesinde yayımlanan “Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Türkiye’nin Yayılmacı Jeopolitiği” haberde, Ankara ile Şam arasında yürütülen MEB müzakerelerinin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’i yeniden şekillendirme niyetini ortaya koyduğu belirtildi.
Doğu Akdeniz’in giderek deniz hakları, enerji kaynakları ve bölgesel nüfuz üzerindeki rekabet eden iddiaların birleştiği jeopolitik bir savaş alanı haline geldiği aktarılan haberde, “GKRY, Türkiye’nin ilan ettiği ‘Mavi Vatan’ doktriniyle ve yayılmacı Neo-Osmanlı gündeminden kaynaklanan artan zorluklarla karşı karşıya. Bu kavram, Ankara’nın bölgede deniz hakimiyetini iddia etme ve sürdürme hırsını vurguluyor. Ankara, yaklaşık 462.000 kilometrekarelik geniş bir deniz alanını Türk olarak görme iddiasında bulunuyor ve GKRY’nin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) uygun olarak yaptığı deniz yetki alanı anlaşmalarını tanımıyor. Bunun yerine, GKRY’nin enerji projelerini baltalamayı ve Doğu Akdeniz’deki deniz jeopolitiğini kendi lehine yeniden tanımlamayı amaçlayan adımlar atıyor.” denildi.
Türkiye’nin Libya ile imzaladığı 2019 Mutabakatı’nın, bu stratejinin bir örneği olduğu vurgulanan haberde, şu ifadelere yer verildi:
“Bu mutabakat, Yunan adalarının deniz haklarını görmezden geliyor ve GKRY ile Yunanistan arasında doğal bir deniz yetki sınırı oluşturma çabalarını engellemeye çalışıyor. Şimdi benzer bir yaklaşımı Şam yönetimiyle potansiyel bir anlaşmayla sürdürmeyi hedefliyor. Bu adımlar, hem GKRY’yi hem de bölgesel enerji iş birliklerini marjinalize etmeyi (dışlamayı) amaçlıyor. Türkiye’nin bu genişlemeci yaklaşımı, yalnızca GKRY’nin değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuk normlarının da ihlal edilmesi anlamına geliyor. Avrupa’nın enerji güvenliği ve bölgesel ekonomik iş birliği açısından hayati öneme sahip olan Doğu Akdeniz enerji rezervleri, Türkiye’nin agresif politikaları nedeniyle tehdit altında. GKRY ise bu duruma karşılık, enerji şirketleriyle iş birliğini artırıyor, LNG altyapı projelerini hızlandırıyor ve uluslararası kurumlar nezdinde Ankara’ya karşı diplomatik ve hukuki mücadeleler yürütüyor. GKRY’nin stratejisi, bölgesel iş birliğini güçlendirmek ve uluslararası hukuka dayalı çözüm arayışlarını sürdürüyor. Son olarak, Türkiye’nin bölgedeki politikalarının yalnızca GKRY’yi değil, daha geniş bir küresel düzeni tehdit ettiği vurgulanıyor. GKRY, egemenliğini ve uluslararası hukuku savunma kararlılığını sürdürüyor.”


