Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
https://www.mic-immobilie.de/

Deprem sonrasında çocuklarda yas süreci nasıl yönetilmeli

Çocukların ölümü kavraması ve

Çocukların ölümü kavraması ve kabullenmesinin çok zor gerçekleştiğini belirten Çocuk Gelişimi Program Başkanı Ögr. Gör. Zeynep Deniz Seven, deprem sonrasında çocuklarda yas sürecinin doğru yönetilmesi ile ilgili bilgiler paylaştı.

İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Program Başkanı Ögr. Gör. Zeynep Deniz Seven’e göre ölüm kavramını sıklıkla duyan çocuklar kafalarında ölüm kavramıyla ilgili sağlıklı bir şema oluşturma sürecine giriyor. Ölüm şemasının uzman eğitimciler tarafından bilinçli bir şekilde oluşturulamaması durumunda ise çocukların kendi deneyimleri, medya ve çizgi film gibi araçlarla bu şemayı oluşturmaya çalıştıklarını kaydeden Seven, “Bu durum onların kaygı ve korkuları artırarak ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli bir faktör haline dönüşebilmektedir” dedi.

Seven, yaş grubuna göre çocukların ölüm kavramını nasıl anlamlandırdıklarını şu ifadelerle paylaştı:
“Küçük çocuklar ölüm kavramını anlamakta zorluk çekerler.

0-2 yaşındaki bebekler; yakınlarının öldüklerini anlayamazlar fakat onların yokluğunu ve çevrelerindeki insanların hüzünlerini hissedebilirler. Böylece yakınlarında bulunan insanlara tepkiler verirler.
3-5 yaşlarında çocuklar; soyut düşünemedikleri için ölümü tam olarak algılayamazlar. Bütün vücut fonksiyonlarının durduğunu anlamaya çalışırlarken ‘mezarda kim ona yemek verecek?’ ‘nasıl su içecek?’ gibi sorular sorabilirler.

6-9 yaş ölüm kavramının anlaşılmasında bir geçiş yaşıdır. Çocuklar ölümü; biyolojik fonksiyonların durması ve bir bitiş olarak anlamaya başlarlar.”

Ölüm karşısında çocukların yaygın olarak şok, inanmama, korku, itiraz, hissizlik veya donup kalma hatta gülme gibi tepkiler verebildiklerini belirten Seven, çocukların çevresindekilerin ölümü karşısında nasıl tepkiler gösterdiğini şu ifadelerle sıraladı:

“Araştırmalarda ölüm karşısında 12 farklı tepki davranışı belirlenmiştir. Çocuğun ölüm karşısında vereceği tepkiler çocuğun yaşına, ölen kişinin yakınlık derecesine, çocuğun ölen kişiyle ilişkisinin yapısına ve ölüm nedenine göre değişir.

Korku: çocuklar yaşadıklarından ve sevdikleri birinin ölümü karşısında korktuklarını, güvendikleri büyükleri ile sürekli birlikte olmak ve fiziksel temas kurmak isteyerek gösterebilirler. Güvendiği yetişkini görmediğinde endişelenebilir, gece onlarla uyumak isteyebilir, ışığın açık kalmasını isteyebilirler. Ayrıca oyuncaklarını, battaniye ve yastıklarını bırakmak istemeyebilir böylece kendilerini daha güvende hissederler.
Uyku güçlüğü: Çok genel görülebilir. Eğer uyku ölümü tarif etmek için kullanılıyorsa çocuk uyumadan korkabilir. Mesela ‘uzun ve bir daha uyanamayacağı bir uykuya daldı’ şeklinde ölüm açıklanmış ise çocuk uyumaktan korkabilir. Aynı şekilde çocuk uykudayken deprem gibi travmatik bir olay yaşamış olması, yine çocuğun uyumaktan korkmasına neden olur. Gün boyu ölümden kederlenemeyen çocuklar bu yüzden fazlaca rüya ve kabus görebilirler, gece boyunca uyanabilir, ağlayabilir, inleyebilir ve ya uykusunda konuşabilir.

Üzüntü ve hasret: Genelde çocuklar zor duygularla yetişkinler kadar iyi baş edemediklerinden üzüntü ve hasret gibi duyguları kendilerinden uzak tutmaya çalışırlar. Bu çocukların üzülmediği veya sevdiklerini özlemedikleri anlamına gelmez. Çocukların üzüntü süreleri yetişkinlerinkinden daha kısa olduğundan yetişkinler çocukların kendileri kadar üzülmediklerini düşünebilir. Bu tamamen yanlış bir inanıştır. Çocuklar üzülür ve özlem duyarlar. Bu durum çok uzun yıllar da devam edebilir. Küçük çocuklar kültürel yas uygulamalarının farkında olmadıklarından yas durumu yönetme konusunda yetişkinlere göre daha yalnızdırlar.

Suçluluk: Bazı çocuklar ölümden kendilerinin sorumlu olduklarını düşünürler. Kendilerini yaptıkları işlerden veya düşündüklerinden dolayı sorumlu hissedebilirler. Bu duygu ve düşüncelerin yanlış olduğu çocuğa uygun bir dille anlatılmalıdır. Depremi çocuğun yaptığı bir hata veya durumla ilişkilendirip anlatmak ömür boyu suçluluğun devam etmesine neden olabilir.”